garip.

bu ogleden sonra 15:00 feribotunun kalkmasi icin, feribot ahalisi olarak, yaklasik 25 dakika kadar bekledik. once bindik feribota, oturduk, biraz soguk ruzgar esti, usuduk, duduk caldi, ustumuze kurumlar yagdi filan… buraya kadar gayet normal. sonra feribot yan yan, sol tarafa dogru gitmeye basladi. solumuzdaki feribota yanastik. feribottan feribota, once bir caydanlik dolusu sicak su, sonra temiz cay bardaklari dolu bir tepsi ve en son olarak da kocaman mavi bir cop torbasi dolusu cesitli biskuviler aldik. yerimize dogru sag sag geri gittik. iki kere garip bir duduk sesi duyduk. ben artik inelim, bir seyler oluyor ama bilemiyorum filan derken kendi kendime, ufak ufak yol almaya basladik. gulumsedik oyle bir. gec kalmistik… sonra yine soguk ruzgar esti, kurumlar yagdi vesaire, normale dondu her sey. izmir garip yer. feribottan feribota filan, yani. malum.

yagmurlu gunler icinden.

disarida yagan sakir sakir yagmura bakinca, bugun evde nicin mahsur kaldigimi anlamamanin hic yolu yok zaten. bir kac gundur suren bu sagnaklarin bir sonu gelecek mi diye merak icindeyim, ve her gun nezle ile devaminda grip olma riskimin arttigini seziyorum. bu hafta ici kac defa feribotu kacirip da konak vapuru cikisi yol ortasinda sirilsiklam olurcasina leventi bekledigimizi unutmak ya da hesaplayamamak mumkun degil. cok kere. cok cok kere. evet. bu arada ev soguk, dun gece yanan ancak bugun yanmayan soguk kalorifere eli dokununca, peki bu apartman aidatlari nereye gidiyor ki, evde de degilim zaten hic, ekmek su gazete servisi filan da istemiyorum, e bir tek temizlik icin mi kis aidatlari o zaman, yagmur zaten her yeri temizliyor ne de guzel, aidata ne gerek var peki falan ve de filan dememek icin kendini zor tutuyor insan. tutabiliyor muymus peki? hayir. guzel. sonuc olarak bugun okula gidemedim haliyle, zaten ilk ders iptaldi. sonrasi da gelecek haftaya kaldi. en cok agacaltinin afislerini zamaninda goremedigime uzuluyorum simdi. nasil olmus, guzel basilmis mi, duzgun gozukuyor mu? pazartesiye ancak…

aci.

yine konsey odasinda, dersten cikmisken, ama bu defa baska insanlarla. insanin ici aci ile doluyor… bir garip. uzgun gibi. oyle.

gun yorumu.

matematik sinavim guzel gecti. aglamak istiyorum. sonra yorulmusum, uyudum evde… oglen uykularini aliskanlik haline getirdim artik. misafir agirladim sonra. yemek yedik, kahve ictik. tuncun bir an once, ittire kaktira artik napalim, doktora gitmesi lazim. bakalim, gelecek hafta ici gibi halledicez herhalde. leventle zeynep de geldiler sonra. simdi de zeynep burda. duvarimin dokusunu aliyor, bu dokular onu oldurucek. odev odev odev, ve sonunda hep yorgunluk… bu arada bu hurriyet trendynin reklamindaki kiz. akademi turkiyede bi kiz vardi, neydi adi hatirlayamadim simdi. iste onun aynisi. hatta onun resmine bakarak cizmisler bence o reklamdakini. herneyse, simdi corelda bisiler var yine. onlara bakmam lazim. ayrica, hot chocolate tea gibi bir isim bile igrenc, normal sicak cikolataya ne olmus ki sahtesini icmeye calisiyoruz…