spice girls.

hic bir sey yazasim yok bu aralar her ne kadar binlerce sey ayni anda oluyorsa da aslinda, boyle yeni girdi ekle bolmem bir suru draftla dolu, oyle durup bekleyen, neyse; o halde sunu yazayim: spice girls birlesiyormus dedi demin burak, gerci okudum – yalnizca dunya turnesi icinmis ama gene de komik; bak biz hala evlenemedik, ustelik mezun bile olamadik, hatta benim bir sevgilim bile yok diye devam etti sonra burak… ben soyle bir gulucuk ativerdim. kendisi netten dustu. ben kendi kendime guldum, beklemeye basladim gelsin diye, hala da beklemedeyim. beklemedeyiz aslinda galiba – daha dogrusu…

bir ruya + iki ruya + 3 ucnoktalarucnoktalar

sabahtan beri yazicam yazicam, aklimda. simdi geldim, silgiye de rastladim, yazayim… bu aralar ruyalar uzerine yogunlasmis durumdayim herhalde icten ice. dun gece de silgiyi gordum ruyamda. boyle minik bir arabam vardi benim. silgi de kapi komsum mu nedir. actim kapiyi obur tarafa yurudum, bizimkisi acti kapiyi. bir kitap varmis sanki de onun kopyasini mi alicakmis, beraber cikicaz yani disari. neyse biz lak lak yaparken ayak ustu, arkadan boyle uzun boylu yapili biri geldi, o da herhalde sevgilisi, tam cikartamadim… ama megersem ben onu da taniyormusum efendim, selamlastik. neyse biz silgiyle ciktik. benim ufak arabaya bindik, hava yagmurlu gidiyoruz… nasil oldu anlayamadim, birden sanki cinarciga vardik. allahalla istanbulda fotokopici mi kalmadi… sonra iste ananemleri gordum biraz. dedem de vardi, ay ananem dedem bu aralar biraz rahatsiz… ppff. canim sıkkın. ondan herhalde cinarciga vardik ruyamda… silgiyle de aksamdan konusmustuk, o da oradan aklimda kalmis olmali. neyse, yine canim sıkıldı. boyle iste, zaten baska ayrinti hatirlamiyorum. gece uykumdan uyanip yazicam artik. basucuma not defteri koyucam… sinir oluyorum unutunca.

kose x kutu x oyun

ruyamda cok ilginc bir sekilde ilkokul arkadasim ozgur ve yanilmiyorsam elif ile, caddebostandaki evime giden yol uzerindeki bir sokagin kosesine, aslinda tam olarak namli sarkuterinin cadde tarafina gelen kosesine, yani ckmye giden sokagin basina bir masa atmis; sandalyeler uzerinde garip bir kutu oyunu oynuyorduk. dort kisiydik aslinda galiba da, tam hatirlayamiyorum cunku salak bir sekilde uyandim. ruyalardan salak sekilde uyaninca birden yarisi ucup gidiyor. boluk porcuk biseycikler kaliyor… anlayamadigim sekilde garip ve kacan bir seye yetisiyormus gibi bir halimiz vardi, alip satip ayarlamalar yapiyorduk, ama aceleciydik ve ben sanirim hic kazanamiyordum. biliyorum, ruyamda oyun oynarken aklim baska bir yerdeydi; ve ayilmis ruyami yeniden dusunurken de, aklimin nerede olabileceginin hesaplarini yaptim. o elif sandigim var ya ayrica, ozgecan da olabilir… ozgur uzuner, elif ece sezgin, ozgecan kavraz. hatirliyorum. evet.

nerdesin kzim sen!

sabahtan beridir herkes beni ariyormus. insanlar birbirlerine girmisler. zeynep beni aramis, bulamamis, okula gitmis. sonra babam evi aramis, bulamamis, cebi aramis ulasamamis, tesadufen kuzen burda izmirde, onu aramis. aydin bilmiyorum demis, beni aramis, bulamamis, sonra da annemi aramis. annem babami aramis, babam zeynepi arayalim demis. numarayi bulamamislar, babam teyzesini mi arasak, yasinayi mi arasak, melisi mi arasak vb. demis, sonra dunyayi aramis ve nasil olduysa bir sekilde numarayi bulmus. sonra zeynepi aramis, zeynep once yine beni sonra leventi aramis. levent bilmiyorum demis, beni aramis. sonra tekrar geriye donmus bu zincir bir kac kere filan. herkesten azar isittim, telefonu ilk actiklarindaki ortak laflari nerdesin sen! oldu sadece. aydin sarjim bitti kzim fulldu sabah cikarken dedi, zeynep okuldayim senle ilgilenirken ayakkabilarimi caldilar yahu dedi, levent goldeni yikiyordum on kere telefon telefon su kacti icine konus konus dedi. babam da bu arada anneme soz konusu aramalarin cesitli zamanlarinda, nerde bu kiz, kesin tuydu bir yere, haber niye vermedi, nerde bu kiz, ev telefonu niye cevap vermiyor, cebini yanindan hic ayirmaz ki ama, nerde bu kiz, kesin bir is ceviriyor, nerde bu kiz demis duydugum kadariyla. gerci annem de babama demis olabilir. bence karsilikli ayni anda demislerdir zaten. butun bunlar olurken de, ben: gece gec yattigim icin oglen gibi kalkip, biraz bir sey yiyip, sabahin korunde aranip uyandirilmamak icin fisten cektigim ev telefonunu yeniden fise takmayi unutarak, evden cikip spora gitmistim. yoruldugum icin otobusle donmus ve o arada da cebime hic bakmamistim, zaten cantanin altinda kalmisti. eve gelince, telesekreterde on tane, cepte yedi tane mesaj, arti yazili mesajlar, arti 23 tane cevapsiz cagri gorunce, gozum korktu tabi… pustum, oturuyorum. bazen kucucuk normal unutkanliklar, ne buyuk islere donusebiliyor… hayret. eha.

son online olma zamani.

hepimiz ikinci karakterlere bolunuyoruz…. bazen de uc oluyoruz. belki bes. sahtelesiyoruz, aslinda yine hala tamamen kendimizken. baska isimler aliyoruz, kisa veya uzun, illa ki bir tarafimizi anlatan. biraz baska, biraz benzer; yeni kisiliklerimizi yaratiyoruz. bazen tanidiklari bulmak icin, bazen arkadas, bazen sevgili, bazen sadece oyun oynamak icin, bazen oylesine dolanirken… uzun zaman gecirirken. ve kucagimizda duranin en ufak bir sarsinti ile aslinda tamamen niteligini kaybedecek bir soguk cihaz oldugunu unutarak. internet baglantim olmadiginda bilgisayara bos baktigim anlari bilirim. peki, simdi, hmm; neyse ya, su kitap da yarim kalmisti, ya da aslinda hava da guzel sayilir diyerek kendime baska bir is bulmak uzere kapagi yerine indirirken… yonjada, icqda, msnde, popomundoda, forumlarda, hafifde, zuxxide, bloglarda, sozlukte… seneler boyunca… her yerde. o sanal suratin arkasindaki biziz aslinda, kanli canli. an gelip tamamdir diye gidebilecek olan… biz. bir zaman once, okuldan biri kaza yapmisti. trafik kazasi. sonra baska biri vardi, o dayanamadi belki de. kopruden birakti kendini. baska biri sadece gitmis, onu duydum, ayrintisiz… bazen hastaliktan, bazen sanssizliktan, bazen bikkinliktan, bazen sadece hayat… ve o gidenlerin ardinda kalan; aslinda daha cok kalmak zorunda kalan, kalmak zorunda birakilan sanal suratlar… kanimi donduruyor. icimi usutuyor. aman yarabbim olup sayfanin ustundeki xe uzanmak istiyorum. genelde elim devama gidiyor ama. resimlere bakip, yazilari okuyup… son online olma zamani. son yazilan blog icin tiklayin. o kisinin; detaylarina ulastigimiz, gordugumuz, okudugumuz, bir sekilde baglanti kurmus oldugumuz… ister cift tarafli olsun, ister tek. ama alistigimiz. orada iki gun once olan o tanidigin, artik olmayacak olmasi. ve bunu fark etmek. sonra bilmek. sonra anlamak… sonra dusunmek… ve budur sebebi butun sifrelerimi bir en yakinima listeleyip, en unutmayacagi tarafina ilistirmek istemem durup durup, hic kaybetmemesi uzere… aninda girsin, aninda siliversin butun varligimi diye. son online olma tarihimi gormesin kimse. ve o yandaki gulumseyen resmi. ve herkese haber verilsin tamam diye, buraya kadar. no more updates folks, just go on your way. best… diye. sade, acik.