catching up.

sacimi garip bir kivircik yapip, kaslarimi da duzelttirince, kendimi bir yabanci hissettim kendime. ustelik saclarim dalgali degil kivircik oldu, cok sinirlendim tabi ilk once, gerci simdi alistim ama hala cekistirip duruyorum surekli. bir de dermatologa gitmem lazim son kontrolume ama, ah tamamen birbirine karismis olan odami da toparlamaliyim, herseyimi bavullarima tikistirmaliyim; annemler beni izmire birakacaklar. pekala o halde, merhaba izmirdeki (henuz sadece tahmini olarak) son senem. pazartesi ordayim.

e. b. +

Orijinal Tasarim ve Dikis
Silgi:

"Kalkip yüzünü yikadi hemen. Balkona oturup üstüste iki sigara içti. Eylül gelmisti ve herkes uyuyordu. Tempo di Menuetto. Asagi inip uzun uzun parmaklarini esnetti. Sertlesmisti tuslar. "Hantal yaz" diye mirildandi. Koyu bir kahve hazirlayip bir sigara daha yakti, masaya oturdu. Kristal hokkalar, tüy kalemler, bir kaç akik agizlik, bir tomar parsömen – bunca incelik hangi hayattan ne umularak toplanmisti? Iyiden iyiye hazirlanan lodos yapraklari cama vuruyordu. Bir vapur geçti. Bir vapur daha. "Herkes bir yerden bir yere gidiyor, ben buradayim. Geçen yil bu vakitler…"

Geçen yil bu vakitler, Siena. Sokaklar ve odalar, duvar resimleri ve hâlâ içini kemiren bir madrigal üsüstü beynine. Aynanin önünde, agir bir su gibi sirtina dökülen saçlarini toplamaya çalisiyordu kadin. Yeniden ve yeniden. Masadan kalkip cumbaya oturdu. "Lettera Amorosa" – birkaç kopuk cümle fisildadi.

Herkes gidiyor, o kaliyordu."

———-

Ek Yerleri ve Son Elden Geciris
Gamze:


Ve alistigi uzere yeni bir sigara yakti yapayalniz otururken. Herkes gider, o kalirken; ve her gidisin ardindan bu donguyu aciyla bastan sona tekrar tekrar dusunurken. Icine hirsla cekti dumani, ve fisildadi kendi kendine; "Daha kac kere geride ben kalacagim" diye… Anlamadigi; gercekte, her seferinde, hep onun gittigi ve digerlerini arkada biraktigi olsa bile; yazar gulumsedi temiz beyaz sayfa birden sona ererken; "Simdi kulu sirkele… Henuz zamani var gercegi anlayip, ona daha da buyuk bir aciyla, geri donmene…"

– – – Ananeler hep bizimle Silgi. Dede de, baba da, dost da… Anladin iste sen; cunku ben kelimeleri toparlayamadim, – eee evet yani sey hm hi-hi – dedim kaldim… Gerci galiba kimsenin 190 yasina kadar yasama sansi yok ama, hm yeniden, bilmem…

michael wonka

gecen gunku dunya muzik odulleri toreninde, uzun zamandan sonra ilk defa sahne uzerine cikan michael jacksonin o goruntulerinde willy wonkaya hic mi hic benzemedigini iddia edecek birileri varsa su anda bu uzun mu uzun tek cumlemi okumakta olan; nasil gulerim, nasil gulerim… not: yo, hayir; jackson severim, thriller tutarim – wonka kahramanim, cikolata fabrikasi hayalimdir. ama goz de goruyor yani.

babam beni terapiye goturecekmis…

evdeki deri kanepeye aseton doktum. dokmedim aslinda da… asetonlu pamugu kanepenin uzerine koydum. tam olarak da koymadim da… altina pecete koymustum aslinda. ama gerizekalilik anima denk gelmis, gecmis haliyle peceteden asagi. neyse manikurum bitti, etrafi topluyorum. peceteyi bi kaldirdim… aman allahim! ne yapacagimi tabi sasirdim; allahim allahim diye dolaniyorum. cunku onceden bin kere kadar yapma kzim, etme kzim duymustum mutemadiyen anne ve babadan. iste gamze bak, laf dinlemezsen boyle olur. neyse sonra delirdim herhalde. once gittim zeytinyagi buldum onu doktum yuvarlakcik seklindeki lekeye. acayip renk atmis, metal para buyuklugunde gibi bir sey. aldim yagi, eller yerler hep yag tabi o ayri; doktum koltuga, lekeye boyle yediriyorum falan… baktim olacak gibi degil. el kremi aldim, onla biraz biseyler yaptim; ne yaptigim mechul zira. bu arada da dustan cikmisim, uzerimde havlular bilmemneler, ellerimde zeytinyagi ve kocaman krem sisesi. sonra bu manasiz calismalarim cesitli renklerdeki ayakkabi boyalari, islak mendiller, suet ve deri yenileme zimbirti spreyleri seklinde devam etti. bir yere varamadim, oturdum kaldim. sonrasini anlatmiyorum artik, yoksa yazim uzayacak… babamla azicik dalastik, ben uzuldum, gittim uykuya. kalktim bir ara yemek yedim, gene uyudum filan. dunum sacma islerle ve uykuyla gecti yani.
 
neyse hikayemdeki bir sonraki noktaya geciyorum simdi… bence insan uyaniklik ile uyku hali sirasindaki o tatlimsi anlarda kafasindan gecenleri gayet olasi saniyor, gerceklesince cok hos olacakmis gibi ve cok kolay. _ evet simdi once sunu yaparim, sonra sunu yaparim, hmm, tamam ordan oraya burdan buraya… oh, bitti iste; ne guzel! _ seklinde. ben genelde o anlarda kafamda olusan planlarimi ertelerim. bu aralar ise, bir gecenlerde ust kattaki yeni tasinan adama dellendigimde gecenin ucunde olduresiye bir sayfa yazi yazip agzima ne geldiyse kapisina birakmak konusunu ertelememistim. bir de bu dun geceki planimi ertelemedim…
 
kisa geciyorum… evet; sabah kalktim, on bucuk gibi. once cilt bakimimi yarina aldirttim. sonra dukkanlari aradim. sonra nakliye firmalarini. onla konustum bunla konustum. numaralar aldim, yazdim, ettim. elimde cep telefonu cantamda kagitlar, dustum yollara. once bankalara, sonra taksilere, hop falan filan… ve buldum kanepemi. pahali mahali bosver gamze. oldu artik napalim… ellerinde de varmis, ah ne guzel hey ne guzel. kocaman koyu kirmizi deri, yumusacik. su anda uzerinde yayilmis yaziyorum bunlari, eski koltuktan daha da yumusak valla, dogruya dogru. iyi ki selcuk ve burak ikilisini dinleyip fikrimden vazgecmemisim dun gece. neyse. sonra geldi bizim nakliyeciler, yukledik, dangil dungul gidiyoruz… eve geldik, benim de bir gozum saatte, ay diyorum yani bizimkiler gelmemis olsa. saat oglen uc. cunku kafamda onceki gece oyle planlamisim ki; hersey bitmis olacak anne baba gelince, gayet normal aseton dokmeden onceki gibi kucagimda bilgisayar yanimda kitaplar telefonlar ve televizyon kumandalari oturuyor olmaliyim. evet evet, vaktim az ama olsun. onu oraya cek bunu buraya cek, adamlara neyse rica ettim yardimci da oldular sagolsunlar, sonra orayi temizle burayi temizle. zira bir bucuk saat kadar sonra hersey gece kafamda cizdigim resme uygun karsimdaydi, ve ben dus almis koltugumda oturuyordum. arada acayip para harcadim, birkac cicek kirdim, koltuklarin yerini degistirdim, asetonlu kanepeyi baska koseye yerlestirdim, cok yoruldum, filan filan; ama olsun. (kucuk not: babam aradi o ara, henuz eve gelmeden yani, muayenehaneden; o ara telefonda baristik. yani barisin sebebi kanepenin gorucuye cikmasi olmadi…)
 
sonuc olarak; babam ve annem once cok sasirmis, sonra kanepeyi cok begenmis, sonra da kahkahalarla gulmus olmalarina ragmen duruma; annemden sen istesen her bir seyi yaparsin ama tembelsin, anca kendine caliskansin, hasta kizim benim lafini, babamdan da allah askina alev randevu al birilerinden, bu kiz benden de manyak, tedaviye goturmek istiyorum lafini duydum. arada da cik cik cik yapip gulustuler filan… nihayetinde demin cay koyduk, ve ben simdi koyu kirmizi kocaman deride yatiyor ve yaprak dokumunun yeni bolumunu bekliyorum. bir de babam beni tedaviye goturecek. obsesifmisim ben.
 
ayrica, not: 12 eylul. karanlik.