aslinda ben…

…annem dizisini hic sevmiyorum. ama su anda zeynep’de bir anlamda da mahsur sekilde otururken, ve nedense bu salak digiturk kumandasi kutu yerine televizyonu kontrol ettiginden kanal degistiremezken; diziye bakiyorum. ve musa bayri’nin lehceden lehceye bunca rahat ve dogal gecisine hayran oldum, yine onun bolumu gelse de baksam diye merak icinde bekliyorum. bir annesiyle konussun, bir sevgilisiyle. ben de seyredeyim.

skoer + ruzgar.

silgi okudum. uzundur okumamisim, bir iki yazi asagi indim. baktim; bir arkadasi gidiyormus. sonra onlarin ortak bloguna girdim. orayi okudum biraz. en son skoer’in/un/an/on (bilemiyorum okunusunu, bence kimse bilmiyor) bloguna girdim, en son yazdigi ayrilik + olum yazisini okudum. altindaki ses klibine tikladim. sandim ki oylesine birsey calacak, hani benim bilmedigim mesela, bilsem bile cok sevmedigim… ya da ilk defa dinlesem bile sevmeyecegimi dusundugum. yaziyla baglantili mi olacakti cok, bilemedim… sonra muzik basladi. yok artik dedim. yuzume carpti… huzunlendim, cok sevindim. gulumsedim kocaman.

(ki aslinda sarkiyi yanlis yuklemis, sair aslinda baska birsey diyecekmis. diyememis. cok guzel olmus.)

çeşit.

Dinleyenler vardır. Dinliyormuş gibi yapanlar bir de. Ama hem dinlemeyip, hem de dinlemediğini belli edenler vardır asıl, hiç utanmadan.

Anlayanlar vardır. Anlamayanlar vardır. Birazını anlayan, ama birazını anlamayanlar bir de. Ama konuyu tamamen anladığını sanarak sözünüzü kesenler vardır asıl, cümlenizdeki kelimelere takılıp, gerçekten anlatmak istediğinizi aslında hiç duymayan; en kötüsü.

Sevenler vardır. Sevmeyenler vardır, gayet anlaşılır. Sevip gibi yapıp da arkanızdan kuyu kazanlar vardır asıl, yüzünüze gülenler. Durma hiç; kaç.

Bakanlar vardır. Bakıyormuş gibi yapanlar bir de. Siz ona bakmasanız bile, daha gözünüze bile gelmeden bakışları, yüzünüzdeki genel ifadeden hislerinizi anlayanlar, sizi okuyanlar vardır asıl; en güzeli.

garip okulun garip ogrencileri…

…cumlesindeki garipleri aptal yazmistim once, ama sonra fazla harsch olacaktir diye dusundum, sildim. bizim okulda bir ogrenci projesi var bu aralar, in-out diye. okula giris cikislarla ilgili her yeri ufaktan farklilastirip, tepkileri almaya calisiyorlarmis gibi hissediyorum. iki plazmaya guvenlik kamerasi goruntulerini yansitmak, okulun donen giris kapisini siyah kartonlarla kaplayip her camin ortasina minik bir aynamsi parca yapistirmak, biraz isik katmak falan gibi. neyse iste, sonucta proje. bunlarin afislerini haftalar oncesinden astilar, ayrica o ufak degisikliklerin yanina giderseniz zaten minik karton parcalarinda aciklama ve o duzenin yaraticisinin ismi falan da var, yazmis adamlar. okuyup anlayabilirsin yani. haliyle bunca satir yazmamin sebebi aslinda su son cumleyi kurmakti: facebookta acilmis ‘doner kapinin niye siyah oldugunu anlamayanlar’ grubunun an itibariyle 320 uyesi olmasi ne kadar sacma birseydir, hatta ne kadar salak birseydir. garibi degistirip aptal yapmak istiyorum. son not: okulun aptalligi ise projeden kaynaklanmiyor, hasa proje hos yani; ama o – onun – dogal hali.