Yalnizlik / 0703 / Skoer

Öyle bir şeydir ki yalnızlık;
yaptığın yemeği dört gün boyunca yer bitiremezsin.

Öyle bir şeydir ki yalnızlık;
evdeki sessizliği yenmek için hiç anlamadığın bir televizyon kanalının sesini açıp kendine arkadaş edersin.

Öyle bir şeydir ki yalnızlık;
tanıdık bir yüz görmek, bildik bir ses duymak, koklamak, dokunmak için uyur uyur uyursun.

Öyle bir şeydir ki yalnızlık;
yavaş yavaş yalnızlığın yanlızlık, yanlışlığın da yalnışlık olarak yazıldığını düşünmeye ve inanmaya başlarsın.

Öyle bir şeydir ki yalnızlık;
günlük rutin işlerini listeler, yemeğini yiyip, duşunu yapınca bir şey yapmış gibi bunların üstünü çizersin.

Ve öyle bir şeydir ki yalnızlık;
bilmen hiçbir şeyi değiştirmez.

site.

Ada ve Deniz / Ic ve Dis (Zeynep icin / LeModa – ikiyakabirarada)

bir ilişkim vardı, uzun zamandır süren. beni tamamlayan o, onu tamamlaması gereken ben. kollayıp koruyan, gerektiğinde durdurup frenleyen, bana asli yalnızlığımı hiç bir zaman hissettirmeyen, sarıp sarmalayan biri vardı yanımda; ve benim de hep ve her koşulda onun yanında olmamı gerektiren. zaman mı bunalttı, yıllar asırlar; yoksa farklı olmamız mı iki ters anlamlı sözcük kadar; ancak onca beraberdik ki, onca alışık; gün gelip, kaçıp gitmek istediğimde: kendime yol bulamadım.

güzellikle çıkamadım içeriden, zorladım, bırakamadım; her tarafımı saran o engin güç büyüdükçe dağıldı ve ben sanki kocaman bir renk içinde, bir başıma, ufacık bir nokta oldum, kaldım. kaçmaya çalıştım, başaramadım. egomu büyüttüm sonra, o dupduru bencilliğimi günyüzüne çıkardım; kötümser oldum, kötü oldum, kötü davrandım – alttaydım, yukarı çıktım; ezdim yıktım.

içtekiydim önceleri, dıştaki oldum, ve belki de ikimizi de, kendimden kurtardım.

iki ayrı yakaydık çünkü biz işin sonunda; birbirine kavuşamayan; bir güçlü ve bir zayıf değil; sadece iki saf aşık – aşkın asıl anlamının yanyana yalnızlık olduğunu hiç bir zaman kavrayamayan…

hic kimseye emaili, gondermedigim.

Senelerdir sana anlatamadigim bazi seyler var. Hep bildigini tahmin
ettigim. Umudettigim diyelim. Galiba 1997 senesiydi, emin degilim. O
seneden beri, bunca zamandir, hayatimdaki en onemli kisi oldun
istisnasiz, alternatifsiz. Her onemli kararimda illa ki sesini duymak
istedigim. Bazi donemler oldu, ve benim gercekten buyuk aptalliklarim.
Inan o bir bucuk iki sene icinde bile, her gun dusundugum yegane kisi
oldun, ve olur a bir konu acilir da en buyuk hatami sorarsa biri, hep o
kararimdan bahsettim. Bahsediyorum hala. Bundan sonra da bahsedecegimi
bildigim o aptalligim, biraz boldu bizi. Bilmiyorum affettin mi.
Etmedin ama, ittin kaktin, derinine attin, cozmedik o sorunumuzu, ve
karsimiza cikan butun zorluklar da belki ondan, bilmiyorum. Sen kactin
her zaman, hep ben seni ozledim, ben pesinden kostum dedin bana, neden
beni bu kadar ozledin ki simdi durup dururken diye sordun gayet
ciddi. Bu dogru degil. Benim her zaman sana ihtiyacim oldu, her yerde
cok ozledim, ama korkarim bunu seninle paylasmadim sadece. Duygularimi
dile getirmekten surekli olarak kactigimi soyleyen cok insanla
karsilastim cesitli konularda, cesitli durumlarda. Haklilar,
soyleyemiyorum. Insanlar anlasin diye bekliyorum. Ve nedense icten ice,
senin aslinda bunu hic anlamiyor oldugunu dusunuyorum simdi. Seninle
bir sekilde alakasi olan insanlari, nedenini kendimin bile bilmedigi
bir sekilde, hoslanmamam buyuk olasilik bunlardan klasorune sokuyorum.
Ozellikle kadinlari. Bir kiz vardi, beyaz kazakli. Onu sevmedim hic.
Araniz bozuldugunda sevindim resmen. Aylin galiba. Sonra bir kiz vardi
resmini ceken, en cok sevdigim o siyah beyaz resmin. Onu da sevmedim.
Hayatinda, benim seninle paylastigim duygulara benzer sekilde bulunacak
herkesi, kendime tehdit goruyorum. Bunu sesli olarak herhalde kendime
de ilk defa dile getiriyorum isin korkuncu. Ama ben seni paylasmayi
sevmiyorum. Hep birileri olsun, ama onlar hep bir yerde birileri olarak
kalsin istiyorum. Sinemaya git, tiyatro konus, entellektuel bir boklar
ye, bar bar gez, ot ic, yat kalk herneyse. Ama iste o kadar olsun.
Birkac sene seninle kalsinlar, sonra degissin isimleri, yuzleri
istiyorum. Ismini senelerdir koyamadigimiz o gerizekali bos iliski,
sadece benimle aranda olan gerizekali bos iliski olsun istiyorum. Ama
bunlardan cok cok daha fazla beni kiran tek sey, senin herseyle tasak
gecip, boyle sacmasalak konusmalar yapman. Ciddiye almadan hicbirseyi,
kelimeleri sanki ozellikle hayvan gibi kiricilarindan seciyor olman
falan. Sussam mi bilmiyorum oyle anlarda, dalga mi gecsem seninle
bilmiyorum, bir siktir git diyip de chatten cikayim mi kestiremiyorum.
Yuzunu gorup sesini duymak istemiyorum. Tek bir insana bu kadar
derinden ve bu kadar bilinmez sekilde baglanmaktan nefret edip, kendime
kiziyorum. Sen hayatimdan defolup gitsen, ölsen falan mesela, ne bok
yiyecegimi hic bilmiyorum. Aglamaktan ölürüm herhalde diye dusunuyorum.
O genellikle Istanbul’da gecirdigim tatil gunlerinin gecelerinde,
birdenbire bastiran aglama nobetlerimin sonunda, hani sevdiklerimi
kaybetmekten ölesiye korktugum ve aglamami kesemedigim zamanlarda,
senin icin de dua ediyorum. Seninle aslinda hicbir gunluk seyi
paylasmayip, ama uc ay konusmadiktan sonra bile belki, bir gece kalkip
da dort saat telefonda konusmayi seviyorum. Senin farkinda bile olmadan
aslinda, hayatimda cok buyuk yer kaplamani seviyorum. Ve yine ayni sey,
bazi durumlarda beni en cok acitan sey oluveriyor. Degerini bilmedigini
dusunuyorum. Agzina sicayim senin diyorum sadece. Hastir cekip,
kabuguma cekiliyorum. Ta ki bir dahaki aptal sorun icin sen bana mesaj
atana kadar, ya da oylesine bir gunde arayip e e ne haber diyene kadar.
Sonuc olarak, artik bana bunu yapma. Cunku ben de farkina variyorum ki,
insan bazen de harbiden seni cok seviyorum be denmesini bekliyor
kendine soyle bir icten ve durup dururken, ihtiyacim var sana denmesini
bekliyor, nadiren istenen ufak seylerin hic tekrar etmeye gerek
kalmadan yapilmasini istiyor, takdir edilmek istiyor, onemsendigini
farketmek istiyor falan. Galiba ben toplam onbir senedir ara ara
bekliyorum bunlari, ve goremiyorum aslinda acik secik; cunku sen korkarim bunlari zayiflik
olarak degerlendiriyorsun. Belki de herseyden daha cok bu tek noktada
bulusamiyoruz biz hic, maalesef.