Gece, Uykusuzluk, Silgi ve sonra Eskiler…

"Birini sevmek çok garip. Gerçekten çok garip. Sevdiğiniz kişi güzel,
çirkin, akıllı, sessiz, dışa dönük, neşeli veya sosyal fobili biri
olabilir. Beraber geçirdiğiniz harika anlar veya mutsuzluktan
gözlerinizin dolduğu dakikalar olabilir. Bunların hiç birini
önemsemeden, yalnızca "canınız öyle istediği için" seviyorsanız birini,
dünyanın tepesinde duruyormuş gibi hissedebilirsiniz belki.


Sevmeyi
seviyorsunuz değil mi, hayatınızda seveceğiniz biri-leri olsun
istiyorsunuz hep. İşte bu sevdiğiniz kişiler arasında "nedensizce"
sevmeyi başardığınız birileri olduğunda, onları bir gün aniden ve
nedensizce "sevmeme" hakkına sahip olduğunuzu da biliyorsunuzdur belki.


Dün
gece harika bir sevişme yaşamış olabilirsiniz, yolun ortasında
birbirinize bağırmış ve onun aptalca suçlamalarını dinlemiş
olabilirsiniz, ya da 1 saat önce ilerde tutacağınız evi nasıl
döşeyeceğinizi hayal etmiş olabilirsiniz; fark etmez. Bir an kafanızı
çevirirsiniz ve ona tekrar baktığınızda gitmiştir işte. Bunca zamandır
kalbinizi ağrıtan, kimi zaman ayaklarınızı yerden kesen, bazen bütün
dünyaya küfretmenize neden olan sevgi/aşk, o birkafaçevirimlik anda
bitivermiştir.


O sebep arayacak, siz susacaksınız. Belki bağırıp
çağıracak, belki yalnızca susacak. Sonra siz de sebep arıyormuş gibi
davranacaksınız, ama aslında bileceksiniz, orada duruyor olacak
aradığınız şey: Nedensizce sevdiniz ve nedensizce vazgeçtiniz onu
sevmekten. Bu kadar basit. Kimse kimseyi yormasın artık."

site.

Uyumadan once bir doz…

Bugra bana bir link atti, sarkiyi ne kadar begendigini soyleyerek. Sonra ben dinledim. "Dur" dedim, "Bu bana birsey hatirlatiyor. Ama, ah; nedir bilemiyorum, cikartamiyorum." Silgi onlinedi zaten, konusuyorduk. "Al" dedim, "Bunu dinle, mutlaka ayni sey olacak sana da, sonra hatirla ve bana da hatirlat." Youtube gec yukledi, ama olsundu. 3 – 2 – 1 yaptik, ayni anda dinledik. "Evet" dedi, "Dur bir dakika." Ben biraz bekledim. "It’s Monday Morning, 5:19" dedi sonra, google ettik, bulamadik. "Arayacagim seni" dedi, "Soylemem lazim." Aradi, sarkiyi soyledi telefonda. Gercekten de dogruydu galiba. Sonra ben yeniden aradim, buldum. Bu sarkiydi. Ben ne cok severdim bu sarkiyi… Ne kadar guzel oldu ustelik, gece gece – tam uyku oncesi yeniden dinlemek. "Yarinki sarkisi bu olsun Kereviz‘in" dedi sonra Silgi. Iyi gecelestik, yattik. Daha dogrusu o yatti, ben de sevincli bir ilkokul cocugu edasiyla, bu yaziyi yazdim.

Fenomen.

Su anda sanirim butun turkiye ile beraber stardaki bir programi seyrediyorum. Bugun baslamis ilk defa, ismi fenomen. Simdi buyuk ihtimalle yarin herkes bunu konusacak, magazin programlarinda cikacak, haberlerin dedikodu koselerinde de cikabilir, falan filan. Ayrica zaten reyting rekoru kirdilar herhalde. Deminki adamin gozlerine lens takarak o beyaz hale getirdigini dusunuyorum, ve lenslerini gozkapaklarinin altinda tuttugunu; ancak dogaustu birseyler yaptigi kesin, ve sanirim sadece lens kismi numaraydi. Genel olarak bir dusununce, bilemiyorum bunlar duzmece mi, yoksa hersey gercek mi; ancak annemlerin bozuk saati calismis. Programin basini yakalasaydim, ben de televizyonun uzerine kasik koyacaktim, ancak o arada dizi seyrediyordum. Zaten bence kavak yelleri yayindan kalkabilir, ya da en olmadi gununu degistirirler. Keza, durum ilginc.

Nefret.

Bu aptal Zero cikti cikali, sinir icindeyim. Onu da gectim, bir yerden bir siparis verince; Light kelimesini Zero anlayan, siz karsi cikinca da, bilir bilmez; "A a, olur mu, ikisi ayni sey zaten, Zero yeni Light" diye ukala ukala cevap veren insanlara: Nefret duygusu besliyorum. Sinir icindeyim. Sinir.