(Ay yeter, burama kadar geldi bak!)

Bogmayayim artik diye hic bir sey soylemiyorum ama, aslinda soyle demek istiyorum bak sana:

– Simdi birkac secenek var.
a. Benden biktin, benle konusmaktan bezdin.
b. Asiksin, kafan bambaska yerlerde, haliyle benle konusmaya vaktin yok/halin yok.
c. Is dolayisiyla yorgunsun, kafan bambaska yerlerde, haliyle hic bir sey yapmaya vaktin yok/halin yok.
d. Acayip rezalet bir sey oldu, butun duzenini mahvetti, ve ne oldugunu anlatmak istemiyorsun.
e. Bunalimdasin, herkesle konusmaktan bezdin.

Bir kendine gel, en azindan bi’ ufak aciklama yap da, icim ferahlasin. Falan. Sonra duruma gore bakariz iste…

(Love)

"hayir o da degil,
onun bana nasil baktigini gordum" dedi,
hani kafanin icinde bir pencere acilir,
acildi,
"hakkaten" dedim, icimden,
"sadece o tek bakisla anliyoruz ya aslinda her seyi,
ama, anlatamiyoruz iste hic kimseye derinligini"

(Remembering, somehow, hurts…)

Uzun denebilecek bir sure boyunca kendi zamaninin en onemlisi olan ve sonunda da hayatima kalici birkac iz birakan biri; 28’inde gecen ayin, cok az kontrol ettigim bir email adresime, bir sey gondermis. Bugun gordum. Evdeki her seyin sesini kapatip, dikkatlice, okudum. Ben yazmisim, 2003’de. 23 Kasim 2003’de. O’na, bir yerde kullanmasi icin yazdigimi hatirliyorum. Denk gelmis, paylasmis. Cok da guzel olmus, cok da mutlu oldum. Hatirladim. (1, 2 ve 3) Kalbimde bir yer, nasil denir, bir sicak oldu. Filan. Hic bir imla hatama, noktalamama, duyguma dokunmadan; direkt alip, kopyaliyorum. Tesekkur ederim.


bu kadar özlemisken anlatmaya calismak dogru mudur, bilmiyorum. fazlasiyla sey varken beni baglayan, ilk olan, unutmami imkansizlastiran, onemi arttiran, devamli daha dogrusu sonsuz kilan.. hic bir kurdugum cumle dogru; hic bir yazilan yeterli gelmiyor gibi, kaldi ki farkeden pek bir sey de yok zaten.. herseyden once soylemek isterim ki; bu yazi asla viyana ile ilgili cografi, kulturel, pratik, gerekli – gereksiz herhangi bir bilgi almak icin okunmamalidir, beklenilenler bulunamayacaktir; benim hislerimdir eldeki tek sey, icimdekilerdir tek anlanabilecek; bir sehir yazisi midir bu aslinda, dusununce iyice, hayir.. ama bir sehrin biraktiklaridir yazidakiler, sehrin etkisidir, mukemmelligidir, verdikleridir – aldiklarindan cok, basari yada basarisizlik degil, kiside geriye kalanlardir onemli olan.. 

sonucta ilkler farklidir hep, herkes soyler, daha otesi herkes yasamistir; kim unutur ilk ayriligi, ilk okul gununu, ilk aski, ilk dostu, ilk sehri sizi sarip sarmalayan ihtiyac duydugunuzda.. 

viyana ozel benim icin; ilk olmasindan, farkli farkli ilkleri en ust derecesi ile icinde barindirmasindan, herseyinden ote; avrupanin en guzel, en temiz, en dolu, dopdolu baskenti yakistirmasini her yani ile kabul ettirirken kisiye, kanitlarken, size sunduklarindan ote; yasadiginiz her seye kendinden bir pay katmasi ile ozel.. her siradan gununuze, bir farklilik eklerken ozel, 18 yasiniza girdiginizde hissettikleriniz ile ozel, en sadesinden en bilinenine her turlu sokaginda yururken ozel, siradan bir anda duydugunuz kucuk bir melodide o anki hislerinizi bulabilmeniz ile ozel, gozlerinizden akan yaslar uzuntu kalbinizde hala sicacikken yada gulmekten karniniza girmis olan agriyi gecirmeye calisirken doktukleriniz de olsa; insanlarin size kendinizi rahat hissettirmeleri ile ozel, aslinda birbirleri ile sifir derecede ilgili ama ayni zamanda ihtiyaciniz olan tek seyi o an icin, size verebilmeleri, bakmamalari ile ozel..

hani insanin caninin hic bir sey yapmak istemedigi anlar vardir, yada arayabileceginiz bos vakti olan bir arkadas yoktur o an icin, en sevgili derstedir, yada sadece yalniz kalmak vardir icinizde, yarim saat kadar da olsa, yarim gun de olsa bazen.. elde bir plan yoktur, dolasmaktir tek amac, kimsenin asla rahatsiz etmemesidir istenen, cep telefonunun calmamasidir, tek basiniza dusunmektir biraz, bakmaktir etrafa, belki bir yerde oturup insan yuzlerine, belki sadece soguk yuzunuzu yakarken ve yanaklariniz daha da kirmizi olmusken her zamankinden; iyice sarip sarmalanmisken uzerinizdekilere, soyle bir boy yuruyup diger metroya binmektir evinize donmek icin.. 

hani bazen bir insan ile tanisirsiniz, hayatinizi her yonu ile gecirebileceginiz tek kisi oldugunu dusunursunuz zamani gelince, anlamazsiniz belki onceleri, her gelisen olay gibi, her etki eden nokta gibi kucugu ile buyugu ile, yasadiginiz yer de o kadar iz birakir ki iliskinizde; minnettar olmaktan cok o sehre her sey icin, en onemlisi herseyi baslattigi icin belki de; o en ozel anlari icinde barindirdigi, o size ozel olan her noktasinda, her restaurantinda, her sokaginda, her barda, her sokak isiginda, gelen her mektupta, orada yazdiginiz her yazida; her kavgada, guzeliyle kotusuyle, sizi, sevgilinizi, butunu ile iliskinizi kabul ettigi icin sehir, sizi avuttugu icin, dikkatinizi gerektiginde baska yerlere cekip sinirinizi aldigi, sakinlestirdigi ve her seye kaldiginiz yerden devam etmenizi sagladigi icin, aski size ogrettigi icin; tesekkur edersiniz icinizden sadece.. sehir sizi anlar ve sizi anlatir zamani gelince de; her dusuncenizi, her yasadiginizi, mutlulugunuzu, sevincinizi, kahkahalarinizi bazen, gozyaslarinizi.. tek bilen odur cunku en sonunda, sizin disinizda.. 

belli yas araliklari vardir yasamimizda, bazen sayilar cok sey ifade etmezler, ama o araliklara denk geliyorsa seneler; her sey bambaska gorunur birdenbire, odur degiseceginiz zaman, odur ogrenecekleriniz, odur kendinizi bulmaniz, bulmaya calismaniz.. benim boyle bir yas araligima denk geldi viyana. simdi farkediyorum ki, en dogrusu da buymus. insanin bir seylere yetismeye calismasi ve arada gecen zamanda kendini unutmasi, kaybetmesi mi gercekten yapilmasi gereken; yoksa gec belki biraz, kimsenin anlayamayacagi kadar zor, bir o kadar kisiye ozel, zevkli yeri gelince, fakat istenildigi gibi, yavas, yasayarak gecmek mi gecilmesi gereken yerlerden.. bunu ogretti bana viyana, asla pisman oldugum noktalar degil, aksine ogrendiklerim cok bu ozel sehir sayesinde; kendi kendime kalmanin dayanilmaz agirligi, zorlugu bazen, bazen dayanilmaz zevki, guven duygusu, bazense tam tersi herseyin.. henuz tam anlamiyla ben degilim belki, seneler uzun; ama ben olabilmemde cok onemli basamaklari atlattirdin bana viyana, soyleyeceklerim bunlardan ibarettir. belki bir zaman, sadece seni tanitmak icin bir seyler yazmak da mumkun olur, fakat belki hislerim biraz hafifledikten sonra; sonucta simdilik, hersey icin, tesekkur etmektir icimden tek gecen.

Gamze Köseoğlu